Bir blog neden okunur / okunmaz

Bir blog neden okunur / okunmaz. Mevsimi geldiğinde hangi bloglar dökülür.

Sınıra gelmedik daha, herkesin blogu yok ama olacak. Hiç düşündünüz mü, blog neden vardır ve yaratılır, neden okunur ya da okunmaz. Bloglar cep telefonları gibi bireyselleşme çağının bir ürünü olarak hayatımıza girdiler, içinin doluluğu oranında da hayatımızdan çıkıp gidecekler. Kalsalar bile sadece manipülasyon ile arkadaş ziyaretlerine açık kalacaklar ya da facebook içerisine katılıp yok olacaklar. Bazıları bu potada eritilemeyecek, onlar facebook?tan kopuk, facebook onlardan kopuk olarak yaşamaya devam edecekler. Siz hangisinden olacaksınız?

Binlerce blog arasından hangisi diğerlerinden ayrılacak ve kalıcı olacak?
Hangisi okuyan insanlara dokunacak ve hep hatırlanacak?
?.

Sizler de buraya sorularınızı ekleyebilirsiniz.

Öncelikle şu tespiti yapmak istiyorum: Blog dönemlik bir tüketim malzemesi değildir. Ne demek  istiyorum? Bunu anlatabilmem için önce blogları sınıflamam lazım.

Beklediğiniz gibi içerik merkezli bir sınıflama yapmayacağım. Benim sınıflamam biraz farklı olacak.

  • Beyinden gelen içerikler. (Gözle, kulakla dışardan alınan içerik)
  • Yaşamdan gelen içerikler. (Seçimler ve yaşam biçimi ile oluşan içerik)

Çünkü her ne durumda olursa olsun bloga yazılan yazılar bir içerik değil mi? İçeriğe göre sınıflamada eksik kalan bir konu yukardaki sınıflamada yok. Acele etmeyin açıklayacağım.

Beklediğiniz sınıflama şimdi geliyor. Bunlarda kendi içlerinde:

  • İçerik üreten Bloglar.
  • İçerik kopyalayan Bloglar.

olarak sınıflanabilirler.

Yani burda sınıflar şu şekli aldı.

“Beynin karşılaştığı durum ve bilgilerden bir yorum yapması ya da yapamayıp bilgiyi tam olarak kopyalaması durumu” önümüzdeki ilk 2 seçenek.

Bu tür bloglar dönemsel olarak okunup,  “google”  aramalarında üst sıralarda yer alsalar bile “gönül” aramalarında pek bulunamayacaklar. Hitleri düşük, aranılırlıkları düşük olacak.

Bu konudaki fikrim şudur: “Bu konuda duyarlı olalım. Bakın burda böyle şeyler var. Ben şunu yaptım, şunu yedim, şunu içtim. O bunu yapmış bende yaptım” bloglarının sonu pek parlak değil ama genellikle dönemlerinde ödül alma ihtimalleri de bulunur.

“Yaşam sırasında karşılaşılan durumların ya da durumun etkileri yada sonuçları ile ilgili içten yazılar yazan” bloglarda içeriklerini kopyalayan ya da yaratan olarak ikiye ayrılırlar. İçeriği kopyalayan yani anlık çevreci, anlık ekolojik, anlık anne, anlık baba olan kişilerin bloglarını taradığınızda yaşamın içerisine beynin ve bilginin müdahale ettiğini gözlemleyeceğiz. Bu blog sahiplerini bir gün çevre yürüyüşünde göreceğiz, ertesi gün aşırı tüketim alışverişinde. Bir gün sağlıklı yemek tarifi verirken ertesi gün oğlunu şeker komasına sokarken göreceğiz. İşte bu tür bloglar da pek kalıcı olmayacaklar.

Geldik son sınıfın son  ihtimaline. Yaşadıklarını “gönül” den yapan ve yaşayan kişilerin blogları. İşte bunlar sonsuza kadar kalıcı olacaklar çünkü kendilerini ve gelişimlerini tutarlı bir şekilde izleyebileceğiniz her farklı dönemde muhakkak ziyaret edip kendinize özel bir şeyler bulabileceğiniz insanların blogları. Bu bloglarda da kişisel gelişimi izleyebileceksiniz. Ama bir bütünlüğü olacak. Aynı bu tür insanların yaşamlarında olduğu gibi. Yaşadığı dönemde tutunduğu şeylerin ve yöntemlerinin izlediği yolların, klavuzların, vardığı sonuçların, bu sonuçlara varırken kopya çekmemesinin tüm kanıtlarını gözlemleyeceksiniz.Tecrübeleri size ışık tutacak. Kopya çekmediklerinden size sanki ekmek üzerine sürülmüş yağ ve üzerine serpilmiş pul biberi kadar basit ama doyurucu, keyif verici bir tad ile okuyacaksınız bu tür blogları. Bu bloglar işte goggle sıramalarında hiç yukarda olmayacaklar. Ama “Gönül” onları aradığı an bulabilecek.

Size tavsiyem bloglarınızı bir çöplüğe dönüştürmeyin. Sonra siz bile içinden çıkamazsınız. Blog?unuz sizi yazsın. Tam olarak yaşadıklarınızı hissettiklerinizi. Anlık google tuzaklarına kanmayın. Yeryüzünde milyar insan var ve aynı konularda da milyar fikir var. İnanın kimsenin sizin fikirlerinizi merak ettiği yok. Her birey kendi yolculuğunda işine yarayacak bir şeyler bulmak derdinde. Ancak siz kendinizi yazarsanız, tecrübelerinizi yazarsanız, durumları, değerlendirmelerinizi, düşünme şeklinizi, yani kendinizi yazarsanız bu tecrübeden faydalanabilecek birileri muhakkak olacaktır.

Mesela Çocuk eğitimi nasıl olmalı diye yazmayın. Siz çocuğunuzu nasıl yetiştirdiğinizi yazın. Siz insan nasıl beslenmeli diye yazmayın, nasıl beslendiğinizi yazın.  Siz nasıl yaşanması gerektiğini değil, nasıl yaşadığınızı yazın.

“Gönül” sizi o zaman kalıcı indexler hep bulunursunuz. Varsın google bulamasın

 

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir